Sunday, June 4, 2017

Kitaplar bize ne söyler?


İnsanoğlu ortalama 25 bin gün yaşıyor. İlk 10 ve son 10 yılı önemsiz sayarsak geriye 15 bin gün yani 50 yıl kalır. 50 yılda her gün 1 saat kitap okumuş olsak 50 bin saat eder. Ortalama bir insan saatte 50 sayfa okuma yapabilir. Bu da 2.5 milyon sayfa eder. Bir kitabı 250 sayfa olarak kabul edersek 10 bin adet kitap okumuş oluruz. Bunun yarısı gazete, dergi okumak için geçmiş olsa geriye 5000 kitap kalır. Bu kadar çok kitabı nasıl okuyalım diyenlere şunu aktarabilirim: Atatürk 57 yıllık ömrüne 3850 kadar kitap sığdırabilmiştir. 5 bin adet kitabı satın almaya kalksak 50 bin TL kadar bir bütçe ayırmamız gerekir. Bu parayı ödeyebilecek insan sayımız çok fazla değildir. Bu noktada kütüphaneler imdadımıza yetişir. Bir çok insanımız öğrencilik dönemi bittikten sonra kütüphaneyi unutur.

Yüzeysel bilgilerle idare edenler her şeyin internette yer aldığını sanmaktadırlar. Ancak gerçekte web sitelerinde yer alan bilgilerin çoğu hatalı ve eksiktir.

500 kadar TV kanalımız var. Kitap, gazete, dergi tanıtan programlara bu kanallarda rastlamaz olduk. Sadece futboldan bahseden spor (?) programları her zaman ön planda yer alıyor. İnsanları kitap okumaya yönlendiren yayınları ara ki bulasın…

6.5 milyonluk İsrail 165 milyar, 16 milyonluk Hollanda 650 milyar dolarlık ihracat yapabiliyor. 80 milyonluk Türkiye 155 milyar doları geçemedi. Bu rakam da net değil brüttür. Yani 165 milyar dolarlık ürünü ortaya çıkarabilmek için 150 milyar dolara yakın hammaddeyi dışarıdan alıyoruz. Turizmden 35 milyar dolar gelir elde ettiğimiz de doğru değildir. Ülkemize gelen turistlerin burada tükettiği kuru fasulye, nohut, mercimek, yağ gibi en temel ürünler bile ithal edilmektedir.

Türkiye olarak dünya çapında markalarımız hala yoktur. Çöp kovası, sandalye, yatak, tuğla, elma, domates, incir, gömlek, buzdolabı, bardak gibi katma değeri, kazancı düşük mamuller satarak yükselmemiz zor görünmektedir. Dışarıya sattığımız malların kilogram fiyatı 1.2 dolar seviyesinde olup, gelişmiş ülkelere nazaran 2-3 kat ucuzdur.

Bilginin, teknolojinin, inovasyonun, araştırmanın, yeniliğin İslam ülkelerine giremediğini görüyoruz. Hıristiyanların yüzde 40’ı üniversite mezunuyken Müslümanların sadece yüzde 2’si aynı eğitim sürecinden geçebilmiştir.

20. ve 21. yüzyılda İslam ülkelerinin buluşu, patenti, icadı, projesi yoktur. Okyanuslarda, uzayın derinliklerinde İslam ülkelerinin izine rastlayamıyoruz.

Sürekli tatil yaparak, dinin ilkelerini yanlış analiz ederek, sadece yeme-içme konularını konuşarak ilerleme kaydedemeyen Müslümanlar endüstri ülkelerinin ürettiği malların müşterisi olarak kalmaya devam ediyorlar. Hanginizin evinde 57 Müslüman ülkenin birinde üretilmiş popüler bir eşya vardır?

Tüm okullarımız yorum yapmayı, yeni bilgiler oluşturmayı değil, var olan bilgileri ezberlemeyi makbul görüyor. 900 bin öğretmenimiz 150 bin akademisyenimiz var ama buluş yapanımız, yazanımız, okuyanımız yok. Boş vakitlerimizin tümü televizyon ve sosyal medya siteleri önünde geçiyor.

Özet olarak kitaplar bize hala bir şey ifade etmiyor. Kitabın hayatımızdaki yeri hala önem arz etmiyor. 18-20 milyon ailemiz var. 100 bin evde bile 1000 adet kitaplık kütüphane ne yazık ki yok. Okumuyoruz vesselam…  

Ali Özdemir
www.aliozdemir.net

No comments: