Sunday, January 1, 2017

İnovasyon, patent, icat, yenilik…


Yaşadığımız mekanları 50 yıl kadar önce ışık verimi yüzde 4 olan akkor filamanlı lambalarla aydınlatıyorduk. Sonra ışık verimi yüzde 12-25 olan flüoresan lambalara geçtik. Ardından ışık verimi yüzde 90 olan led lambaları kullanmaya başladık. Yeniliğe karşı olan kimi insanlar hala akkor, flüoresan, halojen lambalarda kalmaya devam ediyor. Tüketimi çok fazla olan, gözleri bozan, sağlığa zararlı ışınlar yayan gereçlerde direnen epey fazla bir kitle var.

Yukarıda anlattığım sadece bir misaldir... Bir çok konuda aşırı tutucu olan kişilerle iç içe yaşıyoruz. Bilgisayar varken daktilo, e-posta varken faks ile çalışmak isteyenler ekonomik olarak da büyük zararlara yol açıyorlar.

Dünyanın gelişmiş, katma değeri yüksek ürünler yapan, ihraç ettiği malların kilogram fiyatı 4 dolar düzeyinde olan ülkeleri son 30-40 yıldır kısaca STEM olarak ifade edilen eğitim modeline geçmişlerdir.
STEM sözcüğü:  
- Science (bilim, fen)
- Technology (teknoloji)
- Engineering (mühendislik)
- Mathematics (matematik)  
kavramlarının kısaltılmasıyla elde edilmiştir.

Ülkemizin önde gelen eğitim uzmanları da mutlaka bu eğitim modeline geçmemiz gerektiğini sıklıkla ifade eder olmuşlardır.

Ezberci, test tekniğine dayalı, yorum yaptırmayan, uygulama/deney içermeyen, gereksiz bilgilerle dolu eğitim modelinin bizi getirdiği seviye herkesin malumudur. 2015 yılında yapılan, 72 ülkenin katıldığı PISA sınavlarında gençlerimiz 50. sırada yer alabilmiştir.

Türkiye’de STEM esasına göre eğitimin yapıldığı özel okullar az da olsa vardır. El becerisi (psikomotor beceri) gelişmiş, inovasyon (yenilik) yapma yeteneği gelişmiş bireylere gerçekten çok ihtiyacımız vardır. Bu konuda da uyumaya devam edersek teknolojik hiçbir ürünü yapamaz duruma geleceğiz. Yani basit bir süpürgeyi, bardağı bile Çin’den almaya başlayacağız.

Her ürünü daha ucuza üretebilmek için otomasyona, robotlu fabrikalara yönelen Uzakdoğu ülkeleri bizi hiçbir ürün üretip satamaz duruma sokmaya başlamıştır.

Elektrikçi, hırdavatçı, boyacı, elektronikçi, fotoğrafçı vb. gibi iş yerlerinde Türk malı bulmak mucize olmaya başlamıştır.

Mesleki ve teknik öğretim yapılan okullar da STEM modelinin çok uzağına düşmüş vaziyettedir. Hiçbir becerisi, bilgisi olmayan çocuklarımızın meslek liselerine yollanması iş becerisi düşük teknik elemanları çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz olmuştur.

Mühendis olmak isteyenlerin mutlaka meslek lisesi çıkışlı olması şarttır. Bu düzenleme yapıldığı takdirde üstün başarılı çocuklarımız meslek okullarına gitmeye başlayacaktır.  

Hiçbir araç-gereç, eğitim seti, kaliteli akademisyen içermeden açılmış olan meslek yüksek okulları (MYO) ya rehabilite edilmeli ya da derhal kapatılmalıdır. Meslek lisesinde öğretilen konuları bir daha tekrar etmek için açılmış olan MYO’lar zaman ve para kaybından başka bir işe yaramıyor. 3 – 5 bin nüfuslu ilçelerde bile uyduruk MYO’lar açılmıştır.  

İcada, patente, inovasyona, teknolojiye uzak okullar bizi dünyanın alt liglerine itmektedir. Satılan her 100 arabanın 75’i yabancıdır. Telefonlar, televizyonlar, tabletler hep yabancıdır. Bu gidişat bizi süper güç yapmaz sadece uyutur.
  

Ali Özdemir
www.aliozdemir.net
0505 220 83 85

aozdemir53@hotmail.com

No comments: