Saturday, November 26, 2016

Dolar nereye kadar yükselir?


İstanbul Borsasında (BİST) işlem gören şirketlerin hisse senetlerinin yaklaşık olarak yüzde 60-65’i yabancı yatırımcıların elindedir.
Faaliyetteki bankaların yüzde 45-50’si de yabancıların elindedir.
Son iki yıldır ülkemize gelen yabancı turist sayısı yarı yarıya düşmüştür.
Rusya’nın, Irak’ın, Suriye’nin, Mısır’ın, İran’ın, Libya’nın, Tunus’un ülkemizden satın aldığı mallar gün geçtikçe azalmaktadır.
Türk halkının lüks araba, cep telefonu, led TV, tablet, yabancı ayakkabı  vb. gibi konularda doymak bilmez bir iştahı vardır. Yerlisi 20-50 TL olan spor ayakkabılarının aynı özellikte olan yabancı markalı tipleri 200-300 TL olmasına rağmen kapışılmaktadır.
25 milyon yurttaşımız her gün yabancı sigara tekellerine 25 milyon dolar kar ettirmektedir.
70 milyon cep telefonu abonesinin yarısından çoğu 1000-4000 TL arası fiyata satılan modelleri kullanmaktadır.
Doğru beslenmeyi bilmeyen, spor yapmayan milyonlarca insanımız şeker, tansiyon, kalp, kanser, mide, eklem, sinir hastalıkları sebebiyle SGK’nın fazladan 10-20 milyar dolar para harcamasına sebep olmaktadır.
Gereksiz yere yakılan lambalar, ısı izolasyonu olmayan binalar, bakımsız eski arabalar, gösterişli kamu binaları, çalışıyor gibi görünerek maaş alan personeller, plansız eğitim politikaları, tüketilemeden çürütülen gıdalar vb. gibi etkenlerle her yıl 10 milyarlarca dolar kaybediyoruz.
Suriye, Irak, İran, Afganistan, Bangladeş, Ermenistan, Nijerya, Uganda, Yemen vb. gibi kargaşa içindeki ülkelerden kaçarak ülkemize sığınan 3 milyon civarındaki göçmenlerin barındırılması için de akıl almaz paralar harcanmaktadır.
Bölücü terör örgütü PKK ve Amerikan köpeği FETÖ sebebiyle kalkınmaya harcamamız icap eden kaynakları savunmaya ayırmak zorunda kalıyoruz.
İstanbul Borsası 2013 yılından beri bocalama içinde. Bir çok şirketin hisse senetleri dolar bazında yüzde 90’lara varan oranda zarar ettirmiş durumda.
Türk halkının altın, Dolar, Euro biriktirme merakı, lüks beton binalara yatırılan paralar bizi maalesef batırmaktadır. İleri ülkelerin aileleri 40-80 metrekare mütevazı konutlarda yaşarken bizler 100 metrekare eve küçük diyoruz.
Büyük evin döşenmesi, ısıtılması, aydınlatılması, soğutulması, temizlenmesi, boyanması daha yüksek giderler anlamına gelmektedir.
600-1000 cc arası motor büyüklüğü olan, az yakan taşıtlar bizim insanımız tarafından hala alay konusu yapılmaktadır.
Bisikletle, yürüyerek, toplu taşıma araçlarıyla işe gidenlere ne yazık ki cimri gözüyle bakılmaktadır.
Şirketlerimizin kazancı her geçen gün azaldığı için yabancı yatırımcılar borsadaki hisse senetlerini satıp dolara çevirerek gitmektedirler.
Yahudi baronların (küresel kraliyetçilerin) kontrolündeki kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu periyodik olarak düşürerek dışarıdan bulduğumuz borç paraların faizinin yüksek olmasına yol açmaktadırlar. Yani, Almanya gibi ülkeler yüzde 1 faizle borç bulurken biz yüzde 5-8 faizle borç bulabiliyoruz. Bu tuzaklarla her yıl 5-10 milyar dolar ek zarar ediyoruz.
Bu koşullar altında doların 4.5-5 TL’ye doğru gideceğini üzülerek söyleyebiliriz. Bu ne kadar zamanda olur derseniz koşullar değişmediği takdirde 1 yıl içinde 4.5-5 TL’yi de göreceğiz ne yazık ki… Bunu kafadan atmasyon söylemiyorum. Merak edenlere e-posta yoluyla ek veriler de sunabilirim.   
Özet: Doların yükselmesin asıl suçlusu inanılmaz müsrifliğimizdir.

Ali Özdemir
Web sitesi: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85

No comments: