Sunday, October 2, 2016

Projeci düşüncelere karşı çıkmak

Projeci düşüncelere karşı çıkmak

“Eski köye yeni adet getirme.”
“İcat çıkarma.”,
“Sürüden ayrılma.”
“Memleketi sen mi kurtaracaksın?”
“Düzeni bozma.”
“Bir lokma bir hırka felsefesini benimse”

Yukarıdaki sözleri siz de çok işitmişsinizdir. İslam dini “İlim Çin’de de olsa alınız” tavsiyesinde bulunmasına rağmen 57 Müslüman ülkenin 20. ve 21. yüzyılda patenti, buluşu, icadı, markası, kitabı, projesi yok denecek kadar azdır.

Şöyle bir düşünün... Evinizde 57 Müslüman ülkenin herhangi birinde üretilmiş kaç eşya kullanıyorsunuz? Arap ülkelerinde yapılmış bir mal söyleyebilir misiniz? Ben söyleyemiyorum.

Kullandığımız ürünlerin çoğunda Çin, Tayland, Singapur, Almanya, Fransa, ABD, İtalya gibi ülkelerin adını görüyoruz.

Eğitim düzenimiz büyük oranda ezbere dayanıyor. Okullarımızdaki laboratuvarlar, atölyeler, işlikler gün geçtikçe azalıyor. 30 yıl önce küçük bir ilçedeki ortaokulda okurken fen dersinde deneyler yaptığımızı hatırlıyorum. Yine çok düşük puanla öğrenci alan endüstri meslek lisesinde okurken de fizik dersinde deneyler yaptığımızı biliyorum.

1990’lı yıllardan sonra okullardaki fizik, kimya, biyoloji laboratuvarları hissettirilmeden yok edildi. Deney gereçleri karanlık depolara bırakıldı.

Endüstriyel teknik öğretim yapılan meslek liselerinin temel amacı elektrikçi, tesviyeci, kaynakçı, marangoz vb. yetiştirmek gibi görünse de bunların esas amacı devinsel (psikomotor) becerisi gelişmiş yani eli işe yatkın bireyler yetiştirmektir.

Okulların, kurumların çağın getirdiği yeniliklerle donatılması konusunda öneri sunanlara hala uçuk, kaçık, hayalci, boş işlerle uğraşan gözüyle bakılıyor.

Kabul (destek) görmeyen bazı projeler…
* Türkiye’deki tüm konutların, iş yerlerinin, sokakların yüzde 90 ışık verimliliği olan ledlerle aydınlatılmasıyla yılda 7-8 milyar dolar kadar bir tasarruf sağlayacağız. Bu işi yapmak için harcamamız gereken para ise 1-2 milyar dolar. Bu projeyi yaklaşık 10 yıldır bir çok amire, yöneticiye, kuruma, basına ilettim. Her türlü veriyi ortaya döktüm. Ancak bunu uygulayan kişi/kurum sayısı yüzde 1’leri geçemedi. Binalarımız ve sokaklarımız hala yüzde 4-12 ışık verimliliği sunan verimsiz araçlarla aydınlatılıyor.

* Evlerin ve işyerlerinin elektrik enerjisi ihtiyacının güneş pilleriyle karşılanması konusunda da çok ilerlemeler oldu. Maliyetler düştü. Ancak hala bu konuda uyku halimiz devam ediyor.

* Ülkedeki 69.000 okulun her birinde en az 10.000 kitaplık kütüphane olması, her öğrencinin yılda en az 50 kitap okuması konusunda da duyarlılık yok seviyesinde. Bir çok insan her bilginin internette olduğunu düşünüyor. Halbuki internetin yüzde 88’i çöp bilgilerden oluşmaktadır.

* 100 binden fazla kahvehanemiz var. Bunların çoğunda okunabilir nitelikte kitap yoktur. Göstermelik olarak birkaç kitap mevcuttur. En az 1000 kitap almayana ruhsat verilmemelidir.

* 18 milyon ailemiz var. Günlük satılan gazete sayısı 3 milyon. Evinde nitelikli kütüphanesi olan aile sayısının 100 bini geçemeyeceği de sıklıkla ifade ediliyor.         

* Son 4-5 yıldır okullarda TÜBİTAK destekli bilim fuarı etkinlikleri yapılıyor. Okullara sağlanan mali kaynak çok düşük olduğu için öğrenci ve öğretmenlerin hazırladığı projeler karikatür (birbirinin tekrarı) seviyesini pek geçemiyor.  

* Üniversitelerimiz öğrenci alırken sadece hızlı test çözme yeteneği gelişmiş insanları alıyor. Hekim, hukukçu, mühendis olmak için test ezberleyenlerin çoğu bu mesleği yürütebilecek fiziksel, duygusal, kişisel yeteneklere sahip olmadığı için diplomaları bir işe yaramıyor.

* Kurumların, okulların elektrik, su, ısınma, temizlik giderlerini azaltıcı çalışmalar hep cimrilik ile yaftalanıyor. Bu da projelerin hayata geçmesini engelliyor.

Son söz: Proje yapmayan toplumlar zenginleşemez. Sattığı ürünlerin kilogram fiyatı 1-2 doları asla geçemez.

Ali Özdemir
BOLU
Not: Kargo bedelini ödeyen herkese bir kitabımı hediye ediyorum.


No comments: