Monday, January 1, 2007

Bilgisayar nasıl alınır?

Bilgisayar nasıl alınır?

Fiyatları 250-300 Dolar'a kadar düşen masaüstü bilgisayarlar ortalama bir evin her türlü gereksinimini karşılayabilirken hiç araştırmadan 1000-2000 Dolar'a bilgisayar alanları gördükçe canım sıkılıyor. Parası benden çıkmıyor ama ulusal servetimizin gereksiz yere harcandığını düşünüyorum.
Bilgisayar alacaksanız ilk önce cihazı ne amaçla kullanacağınızı saptayarak işe başlayınız. Daha sonra bu konuyla ilgili kişilere (teknisyen, öğretmen vb.) danışarak makul olanı saptayınız. Nasıl ki işe tır ile gitmiyor, bütçenize uygun otomobil alıyorsanız bilgisayarınızı da ona göre alınız. Üç bilgisayar alınabilecek paraya bir bilgisayar alıyor sonra bunu bilinçsizce çocuğunuza teslim ederek oyun bağımlısı (toplumdan kopuk, anti sosyal, uyuşuk) bir evlat yetiştiriyorsunuz.
Fazla para vererek aldığınız büyük boyutlu sabit disk, işlemci, ana bellek, sıvı kristalli ekran (LCD) vb. gibi unsurlara hiç gerek yoktur. Mümkünse en düşük modeli tercih ediniz. Pahalısını alayım da uzun süre kullanayım şeklinde bir inanışa kapılmayınız. Ben 2001'de aldığım bilgisayarı hala her işte (yazı, çizim, radyo, TV, internet vb.) kullanıyorum.
Türkiye ne yazık ki elektronik donanımları konusunda tamamen dışa bağımlıdır. Yerli üretim yapan şirketler de vardır ancak bunlar da kullandıkları parçaların yüzde 90’ından fazlasını dış ülkelerden temin etmektedir.
1950’li yıllardan sonra ülkemize dayatılan ekonomik modeller (planlar) bizim katma değeri yüksek olmayan sektörlere yönelmemize neden olmuştur. Sömürgen (emperyalist) ülkelerin verdiği planlarla hareket eden, gericilere göz kırpan, alt kültür dokusuna seslenen siyasal partilerin bizi getirdiği nokta 4-5000 Dolar’lık düşük gelir düzeyidir. 50 yıl önce bizden yoksul olan toplumlar bugün endüstrinin üst noktalarına çıkmış, refah seviyesini 3-10 kat artırmıştır.
Turizm, tarım, tekstil gibi sektörlerin sağladığı kazanç (getiri) elektronik, bilgisayar yazılımı, kimya vb. gibi sektörlerin kazancından 10-100 kat daha azdır. Şöyle ki, boş bir CD 150 YKR’dir. Ama buna kaydedilen bilgisayar yazılımları 100 – 10.000 Dolar arası fiyata satılmaktadır.
Yabancı dille eğitim yapan, kendi kültürünü bilmeyen, tarihini irdelemeyen, bilime önem vermeyen, teknolojik yatırımlara yönelmeyen bir toplum olarak bırakıldığımız için sömürülmeye açık durumdayız.
Dışsatımımızla dışalımımız arasındaki fark Cumhuriyet tarihinde görülmemiş düzeyde tehlikeli rakamlara (40-50 milyar Dolar) yükselmiştir. Bu durumun en önemli etkeni gereksinimimizin olmadığı (lüks) ürünlere ödediğimiz paralardır.
Her şeyin (bilgisayar, telefon, televizyon, araba, sigara vb.) en pahalısını isteyen, beyni yıkanmış, tüketim hastası haline getirilmiş bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız.
Aşırı tüketmeye koşullanmış, üretimi düşük, ürettiği malların katma değeri düşük kitlelerin suça (kapkaç, fuhuş, uyuşturucu, terör, mafya) eğilimi de artmaktadır.
Sonuç olarak bilgisayar ya da başka bir ürün alırken gereksinimimizi iyi belirleyerek ve ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları göz önüne alarak hareket etmemiz sağlıklı bir yol olacaktır. Hatta barkodunda (bilgi çubukları) 869 rakamı yer alan ürünleri yeğlememiz döviz kaybını azaltıcı etken olacaktır. Çünkü 869 rakamı bir ürünün Türkiye’de üretildiğini göstermektedir.

No comments: